Koku duyumuz aşık olacağımız kişiyi seçerken biz farkında olsak da olmasak da devreye giriyor. Her insan genetik olarak belirlenmiş ve sadece kendine ait bir koku taşıyor ve karşı cinsle aramızda koku haberleşmesi oluyor. Bu haberleşme ise vücudumuzdan salgılanan ve ‘feromon’ denilen maddeler aracılığıyla oluyor. Aralarında koku uyumu olan çiftler daha mutlu bir birliktelik yaşıyor… Hayatımızın aşkını vücudundan etrafa yayılan kokudan tanıyoruz. Çünkü koku uyumu, çiftleri birbirine yaklaştırıyor. Güzel kokular canlandırıyor, neşe, mutluluk veriyor.
Kokusunu sevmediğimiz yerlere gitmek istemiyoruz. Bazı kokular hafızamızın gizli köşelerinde kalıyor, anılarımızı canlandırıyor. Koku duyusunun cinsellikle ilişkisi var mı? Her insanın kokusu, parmak izi gibi farklı ve değişmiyor. Araştırmacılar koku ile seks arasındaki ilişkiyi incelerken feromonu keşfetti. İsim eski Yunanca geçirmek, aktarmak anlamına gelen ferein ve heyecananlamına gelen hormon kelimelerinden oluşuyor. Feromon, çoğu canlıda burun boşluğunun orta bölmesindeki bir yerden algılanılarak beyne iletiliyor. Bazı araştırmacılar burun içerisindeki bu bölgeyi altıncı duyu olarak tanımlıyor. Bununla birlikte bölgenin işlevleri hálá kesin olarak anlaşılamadı.
Haberin devami »
Çok özel birine aşıksınız ve size önereceğimiz 6 adımlık yöntemle onu kendinize aşık edebilirsiniz.Son zamanlarda ilginizi çeken çok özel biri var. Ona aşıksınız ancak onun sizin hakkınızda ne düşündüğünü henüz bilmiyorsunuz. Size önereceğimiz 6 adımdaki yöntemle onu kendinize aşık edebilirsiniz. Ona olan aşkınızı korkusuzca göstermek için çok fazla zamanınız yok. Kendinize iyi bakın Öncelikle kendinize özen gösterin. Formunuzu korumak için sağlıklı bir diyet yapın. Saç, makyaj ve tırnak bakımına düzenli olarak devam edin. Eğer kendinizi beğenirseniz karşınızdaki kişi de sizi beğenir.
Kendinizden emin olun
Kendinden emin olmak sadece bir erkeklere özgü bir davranış değildir. Kendindne emin kadınlar hayatın içine girerler. Doğal bir kendine güvenme yeteneğiniz yoksa, varmış gibi yapmaktan başka çareniz yok.
Sık karşılaşın
Hoşlandığınız kişi neredeyse siz de oralarda takılın. Size aşık olmadan önce sizden hoşlanmalı.. Araştırmalar, aşkın yaşanmasında kişi, yer ve tetikleyici olayın önemli olduğunu belirtiyor. Sizi ne kadar çok görürse sizden o kadar hoşlanacak.
Haberin devami »
Aşklarını arkadaşlığa dönüştürebilen eski sevgililerin sayısı azalıyor. Peki ama neden? Siz de arkadaş kalamayız diyenlerden misiniz?”Her şey bitti ama belki arkadaş kalabiliriz” bu, yıllardır ayrılan çiftlerin son konuşmalarında geçen bir cümledir. Fakat emin olun ki bunu başarabilen kişilerin sayısı çok azdır. Birkaç dakika içinde eski sevgiliniz olacak olan kız/erkek arkadaşınız hayatınızdan çıkıp giderken mutlaka ‘Arkadaş olabilir miyiz?’ şeklinde bir soru sormuştur.
Vicdan azabı mı? Siz de yüksek ihtimalle bu soruya ‘Neden olmasın?’ şeklinde bir yanıt vermişsinizdir. Fakat bu diyalogun sonucunda ‘gerçekten’ arkadaş kalabilen eski sevgililerin sayısının ne kadar az olduğunu ve arkadaş olma önerisini sunan kişinin genelde ilişkiyi bitiren ve bu vicdan azabından kurtulmak için yollar arayan taraf olduğunu hatırlatmakta fayda var. Sevgilisini terk edenlerin en
az yüzde 60’ı kız/erkek arkadaşına “arkadaş kalabilir miyiz?” sorusunu yöneltmiş ve sonuçta ‘Evet’ yanıtını almıştır.
Haberin devami »
Annelerin meme problemleri yüzünden bebeklerini emzirememesinin, bebeklerin anne sütü aldıkları dönemi kısalttığı, bu nedenle meme başı çatlaklarının henüz oluşmadan engellenmesi gerektiği bildirildi. Bebek sahibi olan anne, bebeğine herşeyin en iyisini, en doğrusunu vermek ister. Bir annenin bebeğine verebileceği en değerli şey ise anne sütüdür. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) bebeklerin en az 4-6 ay arasında emzirilmesini önerirken, annelerin büyük bir bölümü memelerinde meydana gelen çeşitli rahatsızlıklar yüzünden bir dönem bebeklerini emziremiyorlar.
Berlin Benjamin Franklin Üniversitesi Eğitim Hastanesi’nden Prof. Dr. Jürgen Vormann ve ekibinin yaptığı bir araştırmaya göre, yeni doğum yapan annelerin yaklaşık %30’u hatalı emzirme tekniklerini kullandıkları için meme başı çatlakları ve yarıkları yüzünden bir dönem bebeklerini emziremiyorlar. Bu dönemin bebek için çok gerekli olan sütün üretimini olumsuz etkilediğini söyleyen Prof. Dr. Vormann, “Memeyi ağızına alan bebek dişeti ve dudaklarıyla beyine uyarı göndererek süt yapımını başlatıyor. Fakat memede oluşan çatlak ve yarığa bağlı olarak ortaya çıkan ağrı nedeniyle, anne bebeğini memede rahat tutamıyor. Bu nedenle de sütün yapımı için gerekli olan uyarı beyine gitmiyor. Memede oluşan çatlak ve yarıklar süt yapımını olumsuz etkiliyor. Anne bebeğini ne kadar sık emzirirse süt yapımı o kadar çok olur. Anne sütünün bebek için önemi düşünüldüğünde, bebeğin sütten erken kesilmemesi, bebeğin sağlığı için çok önemlidir.” dedi.
Meme başı çatlaklarını ve yarıklarını engellemek için hamileliğin 8. ayından itibaren göğüslerin emzirmeye hazırlanması gerektiğini belirten Prof. Dr. Vormann, “Bu amaçla, banyodan sonra kullanılacak bitkisel içerikli pomadlar, doğumdan sonra hem annenin acı çekmesini engelleyecek, hem de bebeğin gelişimi için gerekli olan sürede süt vermesine yardımcı olacaktır.” diye konuştu.
Öksürük
Öksürük, genellikle soğuk algınlıklarında görülür ve çoğunlukla viral kaynaklıdır. Belirtiler: Balgam çıkartacağı kadar kuvvetli ve hırıltılı öksürük. Boğazda oluşan bir tahriş yüzünden ortaya çıkabilecek kuru öksürük. Ne yapmalı?: Çocuğunuz balgam çıkarıyorsa bunu yutmadan dışarı atmasını sağlayın. Yapamıyorsa, öksürük nöbeti sırasında karın üstü pozisyonda dizlerinize yatırarak, sırtına hafifçe vurun. Öksürüğü uzun sürerse, doktora danışmanız gerekir. Kuru öksürüğün tedavisinde ise çocuğa bol bol sıvı verin ve bulunduğu ortamları nemli tutun.
Kulak Ağrısı
Çocuklarda kulak ağrısına yol açan ve en sık görülen hastalık orta kulak iltihabıdır. (otitis media). Enfeksiyon arttıkça, orta kulak sıvıyla dolar ve çok can acıtır.
Belirtiler: Konuşamayacak kadar küçük çocuklar, kulaklarını ovuşturarak acılarını belli edebilirler. Bebekler ise genel olarak sağlıksız durumdadırlar. Daha büyük çocuklar, kulak ve baş ağrısından şikayetçi olurlar. Ayrıca iyi duymamaya başlarlar. Hafif ateş olabilir.
Haberin devami »
Banyo ne zaman ve nasıl yapılmalı? Bebeğinizin ilk ayları ise emzirmeden önce sabah saat 10.00 uygun bir zamanlamadır.Buna ilaveten diğer öğün saatlerinden önce de banyo yaptırmanın sakıncası yoktur. Eğer çocuğu mama saatinden hemen sonra yıkarsanız bir sonraki meme saatine kadar uyumayabilir.Günde üç öğün yemek yiyen çocuklarda öğlen ve akşam yemeklerinden önce banyo yaptırılması uygundur. Daha büyük çocuklar akşam yemeğinden sonra hemen yatmadıklarından banyolarını akşam yemeği sonrası da yapabilirler.
Eğer çocuğun banyo yapması yemek saatini geciktirirse banyoya girmeden önce biraz portakal suyu içmesi onun fazla acıkmasını önleyebilir. Çocuğu nemli pamuk parçaları ile silerek temizlemek: Havanın çok sıcak olmadığı aylarda haftada bir ya da iki defa banyo yeterlidir. Ancak çocuğun en çok kirlenen yerleri olan ağzının çevresini ve bezinin kirlettiği yerleri sürekli temiz tutmalısınız. Banyo yapmadığınız günler kirlenen yerlerini temizleyebilirsiniz. Örneğin bebeğin yüzünü ve gözlerini ayrı ayrı nemli pamuklu parçalarla temizleyin.Bebeğinizin bezini çıkradıktan sonra popo bölgesini nemlendirilmiş ham pamuk ile özellikle bacaklarındaki kıvrım bölgelerinin etrafını silin. Genital bölgeyi önden arkaya doğru silmeyi unutmayın. Kurulayıp yeni ve temiz bir bez bağlayıp temiz giysilerini giydirin. Tecrübesiz anneler bebeği su dolu küvete sokmaktan korku duyarlar. Anneler bebeği ellerinden kaydırmaktan bebeklerde sağlam tutulmadıklarını hissettiklerinde rahat durmayabilirler. Bununla birlikte bebeğin göbeği düşmeden ve göbek yeri kabuk bağlamadan bebeğe banyo yaptırmanın doğru olmadığı bilinen bir gerçektir. Çocuğun yüzünü yumuşak bir tuvalet eldiveniyle ve sabunsuz sıcak suyla yıkayın Saçlarını ise sadece haftada bir veya iki kez sabunlamalısınız. Vücudun geri kalan kısmını sabunladıktan sonra iyice durulayın.
Haberin devami »
Ege Üniversitesi Genetik Hastalıkları Araştırma ve Uygulama Merkezi (EGETAM) tarafından düzenlenen Uluslararası Katılımlı 2.QF-PCR Workshop”unun açılışında konuşan Kurs Başkanı Prof.Dr.Ferda Özkınay, bu yöntemin anne karnındaki bebeğin kalıtsal, özellikle de down sendrom hastalığının erken tanısında büyük önem taşıdığını söyledi.
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Genetik Anabilim Dalı Konferans Salonu’nda Türkiye’nin değişik üniversite ve özel genetik tanı merkezlerinden 30 kadar uzmanın katılımıyla düzenlenen kursun açılışında konuşan Prof.Dr.Özkınay, son yıllarda genetik hastalıkların tanısında kullanılan moleküler tekniklerin sayısı ve öneminin hızla arttığını belirtti.
Bu yöntemin kalıtsal hastalıkların tanısının 24-48 saat gibi kısa bir sürede yüzde 100′e yakın bir güvenilirlikle ortaya konmasına yardımcı olduğunu kaydeden Prof.Dr.Özkınay, “Sözkonusu tanı yöntemi hamileliğin 2-3′ncü ayın içinde anneden alınan amniosentez tanısı ya da 1-3′ncü ayın sonunda plasentadan alınan parçanın incelenmesi şeklinde yapılıyor” dedi.
Haberin devami »

Cinsel Sağlık Enstitüsü’nün araştırmasına göre her 10 kadından birinde cinsel ilişkiye girememe korkusu olarak tanımlanan vajinismus görülüyor.
Kadınlarda yoğun olarak görülen bu durumun nedeni ise ebeveynlerin cinselliğe karşı yaklaşımları olarak belirtiliyor. Cinsel Sağlık Enstitüsü Başkanı Dr. Cem Keçe yaptığı yazılı açıklamada cinselliği ayıp, yasak, günah sayan bir yaklaşıma sahip olan ebeveynler tarafından cinsel duyguları engellenen kız çocuklarının ileride evlendiklerinde cinsel birleşmeden kaçınır bir hale gelebileceklerini belirti.
Vajinismusun bir erteleme ve kaçınma hastalığı olduğunu söyleyen Cinsel Sağlık Enstitüsü Başkanı Dr. Cem Keçe; “Vajinismus; cinsel ilişkiye girme denemelerinde hafif bir kasılmadan tüm vücutta bir kasılmaya, endişe, korku, tiksinme ve panik haline, bacakların açılmalarını engelleyecek boyutlarda sıkıca kapatılmasına veya elle eşi itmeye kadar değişik şekillerde ortaya çıkabilir ve çaresizlikle yaşanır. Ülkemizde her 10 kadından birinde görülen vajinismus, kişinin kendisinin umutsuz olduğuna yürekten inandığı psikolojik kökenli bir hastalıktır” dedi.
Haberin devami »
Gebelikte fazla kafeinli içecekler tüketmenin düşük yapma riskini artırdığı bildirildi. ABD’nin önde gelen Kaiser Permanente tıp merkezinden Dr. De-Kun Li ve ekibinin yaptığı araştırma, daha önce yapılan benzer araştırmaları doğrulayarak, kadınların hamilelikte fazla kafeinli içecek tüketimine son vermelerini öneriyor.
2 yıl süren araştırmaya, gebeyken de kafeinli içecekler tüketmeye devam eden 1063 kadın katıldı.
Gebelikte günde en az iki fincan kahve ya da 5 kutu kafeinli soda (200 miligram kafein) içen kadınların düşük yapma riskinin kafeinli içecekler tüketmeyenlere göre 2 kat, günde 200 miligramdan az kafein tüketenlerin ise düşük yapma riskinin kafeinli içecekler tüketmeyen kadınlara göre yüzde 40 fazla olduğu ortaya çıktı.
Araştırmacılar, çay, soda ya da sıcak çikolata tüketiminin de düşük riskini artırması nedeniyle kahvedeki diğer kimyasal maddelerden çok tek başına kafeinin düşük riskini artırdığını belirttiler.Daha önce aynı konuyla ilgili yapılan araştırmalardan farklı olarak bu araştırmaya gebelikte kafein tüketmeye devam eden kadınlar katıldı.
Bundan önceki araştırmalara katılan bazı kadınlar gebelikte rastlanan mide bulantısı ve kusma şikayetleri nedeniyle kafein tüketmeyi bırakıyordu.
Araştırma “American Journal of Obstetrics and Gynecology” dergisinin internet sitesinde yer alıyor.
Kaliteyi ön planda tutan hesaplı tüketicinin markası olmaya devam eden Herry, indirimli günlerde bol seçenekler sunuyor. İstikrarlı fiyatlarla beğeninize sunulan, eskimeyen modellerden biri mutlaka sizin için üretildi. Dört mevsim takımlar, klasik gömlekler, değişik kesimli pantolonlar, şık elbiseler denemeye değer… Herry, kullandıkça sıkılmayacağınız, aksine zamanla daha da bağlanacağınız ürünler vaat ediyor. Baktıkça eskiyen kötü seçimlere paydos. Tercih sizin. Herry mağazalarında %70 ‘e varan indirimler tüm hızıyla devam ediyor.
Sizlere daha yakın olabilmek için, ASTORIA AVM’de de yeni konseptimizle karşınızdayız. 2008 Yaz sezonunun hazırlıkları devam ederken kış güzelliklerine göz atmaktan kaçınmayacağınız mağazamız sizi ilk günkü güzelliğiyle karşılıyor. Mutlu alışverişler.