İlköğretim ve ortaöğretim okullarında okuyan öğrenciler bugün karnelerini aldı.
Başarılı olan çocuklar tatile girmenin mutluluğunu yaşarken, kırık not getiren çocuklar içinse kabus dolu günler başlıyor. Gerek çocukların başarısızlıklarını ailelerine ne şekilde anlatacaklarını bilememelerinden gerekse ailelerin aşırı baskısından dolayı karne günleri kabusa dönebiliyor.
Her yıl olduğu gibi bu yıl da karne yüzünden intiharların, evden kaçmaların yaşanmaması için ailelere büyük iş düşüyor. Eğitimciler ve psikiyatristler çocuğun yanı sıra ailenin de bilinçlenmesine çabalıyor. Uzmanlar, kötü karne nedeniyle çocuklara baskı yapılmaması, karnen kırıksa eve gelme gibi sözler söylenmemesi, çocuklara şiddet uygulanmamasını öneriyorlar.
Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği Başkanı Prof. Dr. Binnur Yeşilyaprak, çocuklarına tehditkar ve kaygıya yol açacak ifade ve tarzlardan kaçınmaları yönünde velileri uyararak, ”Çocuğun karnesine ilişkin kendi duygularını paylaşmasına fırsat verin, Duygularını açmaya teşvik edin” dedi.
Prof. Dr. Yeşilyaprak, yaptığı açıklamada, karnelerin anne-baba ve öğretmenlerce ”doğru okunması ve değerlendirilmesi gerektiğini” kaydetti. Karnenin, öğrencinin ”başarılı” ya da ”başarısız” olarak etiketlendiği bir belge olmadığını anlatan Yeşilyaprak, ”Öğrencinin bulunduğu eğitim ortamında ondan beklenen bilgi ve beceri alanındaki yeterlilikleri ne derece gösterdiğine ilişkin bir ara değerlendirmedir. Değerlendirmenin işlevi bireye eksiklikleri göstererek gelişmesi için yapılması gerekenler üzerinde yönlendirebilmektir” diye konuştu.
Karnelerin sadece çocuk için değil, öğretmen, okul ve aile için de bir yol gösterici olduğunu ifade eden Yeşilyaprak, ”Çocuğun gelişimi ile ilgili olan herkes kendisine ‘bu yetersizlikleri gidermek için ne yapmalıyız?’ sorusunu sormalıdır” dedi.
Yeşilyaprak, anne-babaların, çocuğun karnesini inceledikten sonra olumlu yönler ve iyi notlar üzerinde durmaları gerektiğini buna ilişkin memnuniyetlerini belirtmeleri gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:
”Çocuğun karnesine ilişkin kendi duygularını paylaşmasına fırsat verin, duygularını açmaya teşvik edin. Tehditkar ve kaygıya yol açacak ifade ve tarzlardan kaçının.
Daha az başarılı olduğu derslere ilişkin ona nasıl yardımcı olabileceğinizi sorun. Çocuğunuza karnesi nasıl olursa olsun, onu sevdiğinizi ve değer verdiğinizi gerçekçi bir şekilde gösterin. Çocuğunuzun buna inanmasını sağlayın. Çocuğunuzun başarısını başka çocuklarla özellikle kardeşiyle kıyaslamayın. Çocuğun karnesine ilişkin kendi duygularını paylaşmasına fırsat verin, duygularını açmaya teşvik edin. Tehditkar ve kaygıya yol açacak ifade ve tarzlardan kaçının. Karneyi çocuğun kişiliğinin bütününe yönelik bir değerlendirme aracı olarak kullanmayınız.”
“Tatilde tatil yapılsın”
Boğaziçi Üniversitesi (BÜ) Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Başkanı Prof. Dr. Fatma Gök ise yarıyıl tatili için her çocuğun kendi ihtiyaçları göz önüne alınarak bir program yapılabileceğini belirterek, şunları söyledi:
”Çocuklar sıkılmadan, yorulmadan eğitici bazı faaliyetler de yapılabilir, ama en önemlisi çocuklara okuma sevgisi kazandırmaktır. Bu bir dinlenme dönemi olduğu için uyumaları, dinlenmeleri, hoşça vakit geçirmeleri sağlanmalıdır. Bütün sistem sınava endeksli iken çocukların nefes alacakları bu dönemde çocuklar öncelikle dinlenmelidir. Çocuklar ders dışı kitaplar okusun. Dünya ve Türk edebiyatının güzel örneklerini okumalarını öneririm. Sinemaya, tiyatroya gitsinler, kültürel etkinliklere katılsınlar. Arkadaşları ile vakit geçirsinler. Tatil döneminde çocuklar kesinlikle sıkılmamalıdır. Tatilde tatil yapılsın. Karnesinde zayıf olan öğrenciler, velileri ve okul yöneticileri ikinci yarı iş birliği içinde hareket ederek sorunları çözmeye çalışmalıdır.”
Karnesinde kırığı olan çocuğunuza nasıl davranmalısınız?

Öncelikle çocuğunuz başarısızlığı nedeniyle sizden korkmamalı. Sizden korkmaması saygısız olması anlamına gelmez. Ona bağırmayın. Azarlamayın ve suçlamayın. Yapıcı olun.
Onunla arkadaş olun. Birbirinizle paylaşmayı öğrenin.
Başarısız olma nedenlerini araştırmayı tercih edin. Örneğin çocuk Matematik dersini yapamıyorsa, bu dersin onun ilgi ve beceri alanına girip girmediğini öğrenin.
Ders öğretmeni ile işbirliğine girip, onun için bu dersi eğlenceli hale getirecek yollar arayın.
Başarısızlığını kendi özverilerinizle karşılaştırmayın. “Ben seni şöyle böyle zorluklarla okutuyorum sen bana böyle bir karne getiriyorsun” yaklaşımı ilk aşamada hatalıdır. Öncelikle, derslerinde başarılı olmanın sadece ve sadece kendi hayatı için yararlı olacağını yaşına uygun bir dille anlatın.
Onu başkalarıyla, özellikle de kardeşi ya da akrabalarıyla karşılaştırmayın. Aksi durumda çocuk, kendi ailesinden başka, yakın çevresine karşı da hesap verme duygusu ile ezilir.
Üçüncü kişilerin yanında onun başarısızlığını afişe etmeyin.
Çalışma ortamını yeniden gözden geçirin. Kalabalık ve gürültülü aile ortamlarında çalışma verimi az olur. Çocuğun kendi odası yoksa en azından ders çalışırken yalnız kalabileceği bir ortam oluşturmaya çalışın.
Başarılarını ödüllendirin. Ancak onu şımartmayın. Gereksiz yere ödüllendirmeyin.
Çocuk dersine konsantre olmuşken, onu dışarı gezmeye ya da televizyonda bir film izlemeye çağırmayın. Bu ilgisinin kolayca dağılmasına neden olur.
Onu cezalandırmaya, etkinliklerine engel olmaya çalışmayın. Kaba kuvvete asla başvurmayın. Çocuğunuzun ruhsal durumunu bozmadan çözüm üretmek sizi elinizdedir.
Aile içindeki huzurun önemini yadsımayın. Sürekli tartışan bir anne baba gören çocuk fazlasıyla etkilenir.
İlgili ve takipçi olun. Kötü karne kendisini haftalar öncesinden belli edebiliyor. Çocukta uykusuzluk, iştahsızlık, karın ağrısı ve mide bulantısı şikayetleri aslında onun bir sıkıntısı olduğunu işaret edebiliyor.
