Anlaşılan Sevilen Sevgili Nasıl Bulunur ?
Sevdiğiniz, sizi çok seven, sadık, anlaştığınız, bağlılığın sıkı olduğu ideal, mutlu olacağınız sevgiliyi nasıl bulursunuz, insan kendisine uygun sevgiliyi nasıl bulur, sevgili nasıl bulunur ve sevgi nasıl kazanılır, insan kendini nasıl sevdirir, neden ve nasıl aşıkolur, nasıl severiz ?
Kalbi boş olanlar ve sevgilisi olsun isteyenler için güzel bir başlık oldu değil mi? Hepimiz sevmek, sevilmek ve paylaşmak isteriz. Bu kolay değil ama zor da değil.
Diyelim ki buna rağmen tanıştık. Ve en azından kendimizi, görünüşümüzün altında yatan, yani esas bizi tanımaya karşı tarafı ikna edebildik. Şimdi nelere bakacağız?
Tabii ne kadar uyuşuyoruz. Eh bu kısım çok zor. Zira herkes kendindeki en iyiyi en güzeli gösterecektir.
Belki inanmasa bile itiraz etmeyecek, görse bile görmezlikten gelecek, kendi fikirlerini ortaya atmayıp karşı tarafı dinleyecektir. Görüşler uymasa da “değişir” diyecek, zevkler aynı olmasa da “Ben ona uyarım,” veya “Kendime uydururum,” tarzında düşünecektir. Bu arada aileler uyumlu mu?
Aynı düzey, ekonomi, çevre, sosyal statü, meslek öğrenimi, kültür, görgü, bilgi, din, inanışlara mı sahip? İstikbal ile ilgili planlar, yükselme hırsı veya ev kadınlığı, temizlik, düzen bu konularda anlaşılabilecek mi? Ama diyeceksiniz ki böyle giderse, bunları bu kadar detaylarsak işin içinden çıkamayız, asla birini bulamayız. Doğru.
Ama bunlara bakmazsak, boş verirsek sonuç ne olur?
Benim yöresel törelerim, adetlerim, inançlarım değişik. Yarın öbür gün evlenirsek, neye göre yaşantımızı kuracağız? Veya benim hiç ilerisi için planlarım yok, ne çıkarsa bahtıma yaşayıp gidiyorum…
Düşünebiliyor musunuz, yarın öbür gün, hayatımızda nasıl bir ayrılık, nasıl bir kaos olacağını.
Bizi devamlı küçümseyen, az para getirmekle suçlayan veya gayret göstermiyoruz diye kızan bir kişi ile nereye kadar gidebiliriz? Sosyal statümüz, yani orta sınıf-burjuva; köylü-şehirli; din veya mezhep farkları, en önemlisi bunların evliliğe getireceği zararlar. Biz inanmasak bile etrafımız, çevremiz yakınlarımız, bizi biz yapan geçmişimiz, böyle olduğu sürece haliyle etkileneceğiz.
Zengin veya fakir oluş, bunların getireceği ruhsal gerginlikler daha böyle gider de gider. İsterseniz biraz da ilerde olacakları açığa çıkaracak, birkaç parça göstergeye bakalım. Yani diyelim ki her şey iyi gidiyor ama bir iki konu var ki bizi az da olsa etkiliyor. Bilhassa evlilik öncesi veya nişanlılık sırasında.
Mesela yemeğe gitmişiz. Sıkıcı bir durumda garsona nasıl davranılıyor veya otobüsteki şoföre ne deniyor, nasıl cevap veriliyor? Eş veya sevgilimiz kızınca, kıskanınca ne yapıyor? Bizi çok sevdiğini söyleyen bu şahıs, parasal konularda nasıl davranıyor?
En ufak şeylere burnunu sokan, her konuda haklı olduğunu savunan, çok sıkıştığında rahatlıkla bizi suçlayan sevgilimiz, karımız veya kocamız, aslında farkına varmadan, ne güzel kendini ele veriyor.
Zaten anlık davranışlar, ağızdan kaçan laflar, gözünü kaçırmalar, ufacık dahi olsa bir bakış fırlatmalar, gayri ihtiyari (gizli) hassas konularında tik yapma, bacak sallama, sigaraya saldırma, hepsi (görmesini bilsek) şahsı anlamada bize birer ipucudur. Aslında perşembenin gelişi çarşambadan bellidir.
Çoğu kez bunu ailelerimiz bizden evvel görürler, hissederler, anlarlar. Ama biz görmeye başladığımızda “ideal!” sevgilimizle nişanlanmış veya evlenmişizdir.
Sonra? Sonra kaos başlar. “Değişti”, “böyle değildi” demeye ve tekrar etrafta, kafamızda, kalbimizde “ideal sevgili”yi aramaya başlarız. Arkadaş grupları, chatleşmek, üniversite yılları, iş yerleri, akrabalar hepsi ideal eşimizi bulabileceğimiz çevreler diye kabul edilir.
Muhakkak ki müşterek tanıdıklar vasıtası ile tanışmak en iyisidir. Bazı şeyler insanlara önden söylenir, tanıtılır. Aileler yoluyla tanışmak ise genelde mantık evlilikleri yaptırır. Ama ruh, kalp, seks, karakter uyuşması yoksa mantık neye yarar? Chat yaparak tanışmak, karanlıkta bir şey aramak gibidir.
El yordamı ile göz kararı ile nereye varılırsa o kadar gidilir. Şansınıza elimize bir şey takılırsa ne ala, yoksa sonu hüsran. Tehlikeli kıyılarda yüzmek veya derin sanıp, bilmediğimiz sulara dalmak sakıncalıdır. “Niye internet yolunu seçiyor, çevresine bulaşmamış mı, dedikleri doğruysa nasıl olmuş da bu zamana kadar beklemiş,” soruları akla gelir. Sevgili okurlarım; sizleri umutsuzluğa veya imkansızmış gibi sonuçlara vardırmak istemem.
Sadece şans, kader, kısmet deyip geçmemek ve en iyiyi bilinçli olarak seçmek gerektiğini belirtmek istiyorum.
Eğer kendimizi iyi tanırsak, ne istediğimizi bilirsek, bazı ufak davranışları yerinde değerlendirirsek daha iyi seçim yaparız.
En iyisi karşımızdaki müstakbel kişinin eksi ve artılarını görelim; kendimizinkilerle karşılaştırıp nerede ne kadar uyuşuyoruz bakalım. Romantizm, güzel atmosfer, müzik, şiir, çiçek, şu bu deyip kendi gözümüzü boyamayalım. Evlenince, gündelik hayat hep ideal şartlarda geçmez.
Mühim olan esaslarda anlaşmak, güzeli yakalamak ve en önemlisi bize huzur veren, heyecan veren bizi seven, sayan, koruyan, arayan, kıymet bilen, takdir eden, affeden, yapıcı insanlar bulmaktır.
İdeal eş bence budur. Sevgilerimle…
Psikolojik Danışman Evlilik ve Aile Terapisti Selin Özkök
e-mail: evliliksanati@yahoo.com
Selin Özkök Karacehennem

Facebook Duvarında Yayınla
Tweetle